Hamburg Islam Merkezi
Delicious facebook RSS ارسال به دوستان نسخه چاپی ذخیره خروجی XML خروجی متنی خروجی PDF
کد خبر : 262826
تاریخ انتشار : 11/1/2019 2:16:57 PM
تعداد بازدید : 42

Muttakilerin Özellikleri (26)

 

Konu: Muttakilerin ruhu, ulvi ve yücedir

 

 

Hamburg İslam Merkezi Başkanı ve İmamı

Hüccetül İslam Dr. Muhammed Hadi Müfettih

 

Hamd Alemlerin Yüce Rabbi olan Allah’a olsun. Bizi doğru yola hidayet eden odur. Eğer O’nun hidayeti olmasaydı doğru yola gelmiyecektik. Ona iman ediyoruz. Ona güveniyoruz, Ona tevekkül ediyoruz, Ona ibadet ediyor ve Ondan yardım ve medet talebinde bulunuyoruz. Salat ve selam ise kalblerimizin mahbubu, nefislerimizin munisi, günahlarımızın şefaatçısı ve hastalıklarımızın tabibi sevgili Peygamberimiz Hatemul Enbiya, Rahmetenlilalemin Hz. Muhammed Mustafa ile risaletinin ve ilminin varisi ve sünnetinin muhafızı olan mutahhar Ehl-i Beyti ile mücadele ve dava arakadaşlarından seçkin Ashabının üzerine olsun. Allah’ın rahmeti ve bereketi ise tüm müslümanların ve bilhassa burada hazır bulunan muhterem bacılar ve değerli kardeşlerin üzerine olsun.

 

 

Muttakilerin 23. fazileti Ruhi Ulvilik ( yüceliktir)

 يَنْظُرُ إِلَيْهِمُ النَّاظِرُ فَيَحْسَبُهُمْ مَرْضَى ومَا بِالْقَوْمِ مِنْ مَرَضٍ ويَقُولُ لَقَدْ خُولِطُوا ولَقَدْ خَالَطَهُمْ أَمْرٌ عَظِيمٌ،

 

 

Bakan kimse onları hasta zanneder, oysa onlarda hiç bir hastalık yoktur. Bakan kimse bunlar karıştırmış der. Oysa onları büyük bir iş karıştırmıştır.

Takva ehli konuşmalarında ve sosyal davranışlarında diğer insanlardan çok farklıdırlar. Bazen normal insanlar onları anlamaktan aciz kalırlar. Kendi davranış ölçüleriyle onları tartmaya kalkıştıklarında ise onları deli sanmaktalar. Bu ruhi ulvilik üç şekilde kendisini gösterir.

 

 

 

1-                 Haddinden fazla çaba

Normal insanlar zor ve takat kesen işleri yapmaktan üşenirler. Daha kolay ve basit olan işleri yapmaya yeltenirler. Ancak takva ehli olan insanlar meşakkatli, sabır ve aşırı güç talep eden işleri yüklenirler. Bu konuda pervasızdırlar. İmam Ali Kumeyle hitaben Ehl-i Beytin ilim ve hikmet pınarından yararlanıp diğer insanlara taşıyabilecek şayeste insanlar hakkında şöyle diyor.

 

- وَاسْتَلاَنُوا مَا اسْتَوْعَرَهُ الْمُتْرَفُونَ وَأَنِسُوا بِمَا اسْتَوْحَشَ مِنْهُ الْجَاهِلُونَ، وَصَحِبُوا الدُّنْيَا بِأَبْدَانٍ أَرْوَاحُهَا مُعَلَّقَةٌ بِالْمَحَلِّ الْأَعْلَى. (نهج البلاغه، حکمت 143)

 

Refah ve bolluk, naz ve nimet içerisinde olanların zor gördüğü şeyleri onlar kolay bulmuşlardır. Cahillerin korkup kaçtığı şeylere onlar ünsiyet etmişlerdir. Ruhları en yüce makama Allah’ın rahmetine takılıp kaldığı halde, bedenleriyle bu dünyada yaşamaktalar. İşte bunlar Allah’ın yeryüzündeki halifeleri ve halkı onun dinine davet etmekteler. Ah, ah onları ne kadar görmeyi arzuluyorum.

 

 

 2-Kendileriyle Meşguldurlar

Allah’ın özel himayesine mazhar olan enbiya ve eimmenin dışında ayıbı ve kusuru olmayan insan yoktur. Bazılarının ayıbı ve hatası azdır, bazılarının ise çoktur. Buna binaen akıl ve mantık insanın başkalarının ayıbı ve kötülükleriyle uğraşmaktansa kendi ayıbı ve kusuruyla iştigal etmesine hükmetmektedir. Dolayısıyla muttaki insanlar öylesine kendi ayıpları ve nefislerinin ıslahıyla meşguldürler ki, başkasının ayıbıyla meşgul olmaya fırsat ve zaman bulamamaktalar. Zaten kendi ayıplarıyla uğraşan başkalarının ayıp ve kusurlarıyla uğraşmak için zaman bulamaz. Eğer zaman ve fırsat bulsalar da böylesi ar ve iğrenç işe tenezzül etmez ve bundan utanç duyarlar. Konuyla ilgili olarak İmam Ali hazretleri Nehcu’l Belağenin 346. hikmetinde şöyle buyurmaktadır. “Kendi nefsinin ayıbını gören, başkalarının ayıbıyla meşgul olmaz, Allahın rızkıyla hoşnut olan, kaybettikleri için üzülmez.” Yine İmam hazretleri şöyle buyurmaktadır. “Ne mutlu; kendi aybıyla uğraşmak kendisini başkalarını aybıyla uğraşmaktan alıkoyan kimseye” (Nehcu’l Belağe 176. Hutbe)

Konuyla ilgili olarak İmam Caferi Sadık Hazretleri şöyler buyurmaktadır.

 

Hiç bir gölgenin olmadığı günde, üç grup arşın gölgesinde olacaklardır.

1-      İnsanlara karşı haklarında insaflı olan

2-      Allah’ın rızası ve öfkesini hesaplamadan illeri ve geri bir adım atmayan kimse

3-      Kendi aybı kendisini başkalarının aybını araştırmaktan alıkoyan kimse.

 

 

Çünkü kendi ayıbını bertaraf edemeyen başkasının ayıbını düzeltemez. Bu rivayet bizleri başkalarının ayıplarını araştırmaktan alıkoymaktadır. Ancak bir insanın aybı var ise onun şahsiyetini zedelemeden, ayıbını hatırlatmayı ve bertaraf etmeye kalkışmayı, iyiliği emredip kötülükten alıkoyma farızası kapsamında değerlendirmek gerek.

 

 

3-                 Tüm işlaerinde ahireti düşünmek

Takva ehli olan insanlar, tüm işleri ve amellerinde bunun ahiretteki sonucunu düşünmekteler. İnsanların geneli dünya ile meşgul olup, dünya hayatının sevinç ve hüznüyle günlerini geçirirken, takva ehli olan insanlar amel va davranışları için ahiret mutluluğu ve şekavetini ölçü almaktalar. Onların hüzün ve sevinci normal insanların hüzün ve sevincinin cinsinden değildir. Kaygı ve tedirginlikleri de diğerlerinin kaygı ve tedirginliklerinden farklıdır. Kötü hesap, ahiret sahneleri ve hesap gününün zorluğu, hata ve kusurları sürekli olarak onların zihinlerini maşgul etmektedir. Konuyla ilgili olarak Ra’d suresi 21 ve 22. Ayeti kerimelerde şöyle buyurmaktadır.

 

وَالَّذ۪ينَ يَصِلُونَ مَٓا اَمَرَ اللّٰهُ بِه۪ٓ اَنْ يُوصَلَ وَيَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ وَيَخَافُونَ سُٓوءَ الْحِسَابِۜ

وَالَّذ۪ينَ صَبَرُوا ابْتِغَٓاءَ وَجْهِ رَبِّهِمْ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاَنْفَقُوا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِراًّ وَعَلَانِيَةً وَيَدْرَؤُ۫نَ بِالْحَسَنَةِ السَّيِّئَةَ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عُقْبَى الدَّارِۙ

 

 

Onlar Allah’ın, korunmasını emrettiği bağı koruyan, rablerine saygıda kusur etmeyen, hesabın kötü sonuç vermesinden korkan kimselerdir.

 

 

Ve onlar rablerinin rızasını elde etmek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda gizli açık harcayan, kötülüğü iyilikle savan kimselerdir. İşte dünya hayatının güzel sonu (cennet) sadece onlarındır.

 

 

 

Akıl sahibi muttakilerin nitelikleri ise müteakip âyetlerde şöyle sıralanmaktadır: Bunlar Allah’a vermiş oldukları sözden dönmezler; dinî, ahlâkî, hukukî ve toplumsal bütün yükümlülüklerini yerine getirirler; Allah’ın, gözetilmesini emrettiği şeyleri gözetirler, yani insanlık, akrabalık, komşuluk, din kardeşliği ve benzeri insanlar arası ilişkilerden doğan haklara riayet ederler; rablerine karşı kulluk görevlerinde kusur etmemeye çalışırlar; Allah huzurunda hesaplarının kolay olmasını dilerler; Allah’ın rızâsını kazanmak için uğrunda karşılaştıkları her türlü sıkıntılara sabrederler; namazlarını vaktinde dosdoğru kılarlar; Allah’ın kendilerine vermiş olduğu nimetlerden gizli açık Allah yolunda harcarlar; kötülüğü iyilikle savarlar yani haksızlığa karşı adaletle, yalancılığa karşı doğrulukla, rezilliğe karşı da erdemle mücadele ederler. İşte dünya yurdunun güzel sonu yani cennetler bunlarındır.

 

 

İmam Ali Hazretleri hakikatın anlaşılması ve ibret alınması için geçmişlerin tarihinin okunması ve eserleri üzerinde durulmasına dikkati çekiyor ve insanların bu hususu görmezlikten gelip genellikle buna aykırı davrandıklarını söylüyor.

 

 

 

“Öncekilerin eserlerinde sizi sakındıran bir şey yokmudur? Aklınız varsa, evvel geçenlerden ibret alır, geçip gidenlere bakarsınız. Sizden önce geçip gidenlerin dönmediğini, yerlerine geçenlerin baki olmadığını görmezmisiniz. Dünya ehlinin çeşitli hallerde akşamını sabah ettiğini görmez misiniz? Birisi ölür, ölüye ağlanır, diğeri kalır ona da baş sağlığı dilenir. Birisi derde uğrar diğeri ziyaret eder. Birisi can vermek üzeredir. Biri dünyayı ister, halbuki ölümde onu istemektedir. Birisi gaflet eder, oysa kendisinden gaflet edilmez. Geride kalanlar da geçip gidenlerin izi üzere giderler.

 

 

Dikkatli olun, kötü işlere girişeceğiniz zaman lezzetleri yıkanı, arzuları bulandıranı, emniyyetleri kıranı hatırlayın. Farz olan hakkı yerine getirmek, sayılmayan ihsan ve nimetlerin şükrünü eda etmek için Allah‘tan yardım dileyin. ( Nehcu’l Belağe 99. Hutbe)

 

 

 

Mevlana Celaleddin ise konuya açıklık kazandırmak için aslanın çengeline tutulmuş olan adamın örneğini vermektedir. Aslan onu dişlerine takmış ve biraz sonra parçalamak için ormana götürüyor. O adam böyle bir durumda ne düşünür? Acaba ruhen ve fikren bu hayat ve memat durumuyla meşgul olmuyor mu? Acaba bütün canı bu büyük düşüncenin etkisinde kalmaz mı? Takva ehli her an için canı alınmak üzere olan kimseye benzer. Onların durumu gafillerin durumundan tamamen farklıdır.

 

 

 

Bir aslanın çıkageldiğini ve adamı kaptığı gibi,

Ormana götürdüğünü varsayalım

 

Ustat, kaçırılan adam bu durumda ne düşünür.

Bak sen de aynısını düşün.

 

Canımız iş güçle meşgulken kader arslanı

Bizi ormana sürükler

 

İnsanlar yoksulluktan o kadar korkarlar ki,

çalışarak gırtlaklarına dek tere batarlar

 

Oysa yoksulluğu yaratandan korkmuş olsalardı

Yeryüzünde hazineler bulacaklardı.

 

Her kes acı çekmek korkusuyla acı içindedir

Ve varlık peşinde yokluğa düşer.

 

(Mesnevi 3. Defter. İhtiyatlı kişinin düşünceleri. Beyt 2200-2205)


نظر شما



نمایش غیر عمومی
تصویر امنیتی :