| Sabah | 04:38 |
| Gün doğuşu | 06:43 |
| Öğle | 13:17 |
| İkindi | 16:50 |
| Akşam | 20:16 |
| Yatsı | 21:23 |
| Gece yarısı | 00:13 |
Yorumlar: 0
Konuşmacı: Konuşmacı: Hüccetül Islam Dr. Rıza RamazaniHutbenin Konusu: Kur’anı Tanıma 3. - Bütün Asırlarda Kur’an’dan Yararlanmanın gerekliliğiBISMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Hamd Alemlerin Yüce Rabbi olan Allah’a olsun. Bizi doğru yola hidayet eden odur. Eğer O’nun hidayeti olmasaydı doğru yola gelmiyecektik. Ona iman ediyoruz. Ona güveniyoruz, Ona tevekkül ediyoruz, Ona ibadet ediyor ve Ondan yardım ve medet talebinde bulunuyoruz. Salat ve selam ise kalblerimizin mahbubu, nefislerimizin munisi, günahlarımızın şefaatçısı ve hastalıklarımızın tabibi Sevgili Peygambberimiz Rahmeten Lilalemin Hz. Muhammed Mustafa ile onun risaletinin varisi, dini ve sünnetinin muhafızı olan mutahhar Ehl-i Beyti ile dava arakadaşlarından seçkin Ashabının üzerine olsun. Allah’ın rahmeti ve bereketi ise tüm müslümanlarin ve bilhassa burada hazır bulunan muhterem bacılar ve değerli kardeşlerin üzerine olsun.
Başta kendi nefsim olmak üzere hepinizi İlahi takvaya, Allah’ın emirlerine sarılmaya ve yasaklarından ise kaçınmaya davet ediyorum. Takva en iyi azık, cennetin anahtarı ve cehennem ateşine karşı ise koruyucu siperdir.
Kur’an hakkında üzerinde önemle durulması gerekli olan konulardan biri de şudur: Kur’an bütün insanlık ve beşeri toplumlar için geçerli olan yapıcı, çözümleyici, hayat ve canlılık kazandıran bir kitaptır. Çünkü bu konuda varolan bazı hadislerde şöyle denilmekteir: ‘’ Kur’an yaşıyor ve ölmez’’ (Ayyaşi Tefsiri)
Bu cümle Kur’an hakkında varolan tüm şüphe ve kuşkuların bertaraf eilmesi için yeterlidir. Bu bağlamda bir başka rivayette ise şöyle denilmektedir.
‘’ Kur’ana sarılınız, bu Kitap çok okunmakla köhne olmaz.’’(Nehc-ul Belağe Abduh hutbe 151)
Bu hadis yanlızca şu manayı kastetmiyor: İnsan çok Kur’an okumak veya dinlemekle bıkmaz. Bu zaten böyle, ancak bu rivayet bu mananın fevkinde olan başka bir gerçeğe işaret etmektedir, o da şudur: Kur’an hiç bir zaman eksilmez ve köhne olmaz, o bütün zamanlar ve mekanlar da insanlık için hayat kitabı ve yaşam düsturudur. Bu konuda İmam Sadık (a.s)’ a ‘’ Neden Kur’an zaman aşımına ve hakkınde yapılan tüm araştırmalara ve yayınlanan bunca kitaplara rağmen köhneleşmiyor ve tazeliğinden bir şey kaybetmiyor.’’ mealinde bir soru sorulduğunda. İmam şu cevabı vermiştir:
‘’ Allah bu kıtabı zamanın belli bir kesiti için veya belli bir insanlık toplumu için öngörmemiştir, hakkında araştırmaların yapılması ve kitapların yayınlanması ancak tazeliğini artırır. Kur’an, kıyamete kadar her zaman için yenidir ve her kavim yanında tazedir, bütün zamanlar için insanlığın hidayetini üstlenmiş bulunan bir kitaptır ve bunun için her zaman tap tazedir.’’ (Uyunh el Ahbar)
Diğer bazı rivayetlerde ise Kur’an güneşe benzetilmiştir
‘’ Kur’an güneşin dönüşü gibi dönmekte ve her gün doğmakta ve her doğuşu is yeni bir doğuştur.’’ ( Uyun el Ahbar)
Yani nasılki güneş her gün doğmakta ve devamlı dönmekte ısısı ve ışığıyla varlıklara maddi olarak hayat kazandırmaktaysa, aynı şekilde Kur’an’da bütün zamanlar ve mekanlarda ceryan etmekte insanlığa ilham kaynağı olmakta ve hayata yön vermektedir. Eğer Kur’an’ın bir ayeti için belli bir insanın hayatı veya bir davranışı sebebi nüzul olmuşsa, o insanın ölümüyle sözkonusu ayetin hükmü son bulmuyor, tam tersine kıyamete dek o ayet benzeri durumlar için geçerliliğini koruyor ve anlam ile hükmünden yararlanılması onun hareket, devamlılık ve geçerliliğini sağlıyor. Kur’an her gün kendi muhatabını bulmakta ve onlara hitap etmektedir. Bazı ayetler için bir olay veya durum sebebi nüzul olmuş olabilir. Ancak bu mevcut ayetlerin sadece o olay veya durumla sınırlı kaldığı anlamına gelmez. Her zaman ve mekanda benzer hadiselerin tahakkuku mümkündür. Ayrıca biz müslümanlar nerede ve hangi zamanda olursak olalım, Kur’an’ın muhatabı olduğumuzu ve bu ilahi kitabın devamlı olarak bizimle konuştuğunu ve bize çağrıda bulunduğunu unutmamalıyız. Biz Kur’an’ın çağrılarına cevap vererek kendimizi ve insanlığı ihya etmeliyiz. Bu konuda Kur’an şöyle buyurmaktadır.
‘’ Ez iman edenler Allah ve Resulü sizleri ihya edecek (size hayat kazandıracak) olan şeye çağırdıklarında bu çağrıya icabet edin’’
Kur’an’ın her an için bize çağrıda bulunduğunu ve bizimle konuştuğunu ve insanlık alemine mesjını sunduğunu idrak etmemiz ve bu idrak ve anlayışı makul ve insani bir hayatı yakalamak yönünde kullanmamız oldukça büyük bir önem arzetmektedir.
Ben Burada Kur’an ayetlerinin muhataplarının tüm insanlar olduğunu ifade eden iki ayeti celileyi nümune olarak zikretmek istiyorum.Cuma suresinin son ayeti kerimesinde şöyle denilmektedir:
‘’ Onlar bir ticaret ve eğlence gördüklerinde, hemen dağılıp oraya giderler ve seni ayakta yanlız bırakırlar. De ki ‘’ Allah’ın yanında bulunan eğlenceden ve ticaretten daha hayırlıdır. Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır.’’
Bu ayeti celilenin tefsirinde şöyle denilmektedir: Bir gün Allah Resulü Cuma hutbesini okumakla meşgul idi ve cemaat da onun hutbesini dinliyordu. Bu meyanda cemaat ticaret kervanının Medineye girdiğini haber veren bazı eğlence sesleri işitince, namazdan sonrasına kadar gelmiş olan malların tamamen satılacağı ve bir şeyin geriye kalmıyacağı kaygısıyla yavaş yavaş camiyi terkedip alışveriş yerine gittiler. Tarih kalabalık cemaatten sadece on kişinin Peygamberin yanında kaldığını ve bunların dışında tümünün ticaret için camiyi terkettiklerini yazmaktadır. Bu hadise üzerine yukarıdaki ayeti kerime nazil oldu.
Mezkur hadiseye binaen nazil olan bu ayeti kerime bize şu gerçeği anımsatmaktadır; Dünya ve maneviyat ikileminde kalındığında yücelme ve tekamül arayışında olan insan dünya hayatını tercih etmez ve maneviyata öncelik verir. Dikkat çeken husus şudur: Bu ayet sadece Resulullah zamanında yaşayan toplumla sınırlı değildir. Her zaman ve mekanda yaşayan insanlık toplumunun haline şamildir.İnsanlar bir parça dünyalık menfaat için diyanet ve maneviyatı basite almamalı çünkü bu tür eğilimler insanı hidayet ve sahili selamete götüren yoldan uzaklaştırır.
Bir diğer örnek ise, namazı insanların kurtuluş ve saadet vesilesi bilen müslümanları namazı ciddiye almaları huşu ve huzur ile eda etmeye teşvik eden ve aynı zamanda zekatı vermeye ve infakta bulunmaya ve müslüman kadınları ise iffetli olmaya ve hayalı davranmaya ve genel olarak müslümanları anlaşmalara bağlı kalmaya çağıran Muminun suresinin ilk ayetleridir.
Bu ayetler üzerinde dikkatle düşünüldüğünde, ayetlerin bir yandan insanların kurtuluş ve mutlululuk yolunu belirlediği öte yandan ise insanları mutsuzlığa ve karamsarlığa sürükleyen faktörlere değindiği idrak edilmiş olacaktır. Eğer bir toplumda Allah’ı hatırlamanın en bariz ifadesi olan namaz ve Allah’ın yarattıkları olan mahlukata ilgi, teveccüh ve dertleriyle ilgilenmenin sembolü olan infak ve toplumun ahlaki ve ailevi sağlık ve selametinin teminatı olan güvenilirlik, haya ve iffet olmazsa, o toplum helaket ve felakete maruz kalmış demektir. Muminun suresinin ilk ayetlerinde mevzubahis edilen bu konular belli bir zaman ve mekanla sınırlandırılacak konular değildir. Tam tersine bütün zaman ve mekanlarda yaşayan insanları ilgilendirmekte ve kendi mutluluğuya yaşadığı toplumun saadetini önemseyen ve bu yönde çaba gösteren herkesin bu hususulara özenle riayet etmeleri gerektiğini beyan buyurmaktadır.
Arzettiğimiz mevzulardan şöyle bir sonuç çıkarabiliriz; Kur’anı Kerim yaşam kitabıdır. Onu yaşamın tüm aşamalarında uygulamalıyız. En güzel ve kapsamlı hayat doktirini ve proğramı bu kitapta mevcut bulunmaktadır. Kur’an’dan uzak kalmamak ve sadece onu okumakla yetinmemek gerek. Kur’an, üzerinde derinden düşünmek, aklı çalıştırmak maddi ve manevi yaşamımız için tedbirler çıkarmak için gönderilmiştir. Bunun için her müslümanın ayetleri üzerinde derinden düşünüp taşınması ve anlam deryasına dalarak perdeleri aralamaya çalışmalıdır. Her şeyden daha önemlisi ise bu Kıtabı yaşamımızda canlı tutmalı, amellerimiz ve davranışlarımıza onun ışığında çeki düzen vermeliyiz.
İnsanlığın yolunu aydınlatacak olan kitap Kur’andır. İnsan ancak bu Kitaba sarılarak şaşkınlıktan,hayretten maddi ve manevi buhranlardan kurtulabilir. Çünkü bu konuda varit olan bazı hadislerde şöyle buyrulmaktadır:
‘’ Fitneler karanlık geceler gibi sizleri kuşattıklarında Kur’ana sığının’’
Bu hadis bizlere şunu anlatmaktadır; insanları fitnelerden kurtaran, maddi ve manevi krizlerden muhafaza eden ve hayatına anlam ve motivasyon kazandıran ancak bu ilahi kitap Kur’andır.
Vesselamu Aleykum wa Rahmetullahi wa Barakatuhu |