Cuma 09. Eylül 2010 (Hamburg)
Sabah 04:38
Gün doğuşu 06:43
Öğle 13:17
İkindi 16:50
Akşam 20:16
Yatsı 21:23
Gece yarısı 00:13
Ana sayfa :: Cuma namazı :: 07.05.2010 - Konu: Kur’an’da İnsan 21
Yorumlar: 0
Konuşmacı: HAMBURG İSLAM MERKEZİ BAŞKANI VE CAMİ İMAMİ

Konu: Kur’an’da İnsan 21

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
 
Hamd Alemlerin Yüce Rabbi olan Allah’a olsun. Bizi doğru yola hidayet eden odur. Eğer O’nun hidayeti olmasaydı doğru yola gelmiyecektik. Ona iman ediyoruz. Ona güveniyoruz, Ona tevekkül ediyoruz, Ona ibadet ediyor ve Ondan yardım ve medet talebinde bulunuyoruz. Salat ve selam ise kalblerimizin mahbubu, nefislerimizin   munisi, günahlarımızın şefaatçısı ve hastalıklarımızın tabibi Sevgili Peygamberimiz Rahmeten Lilalemin Hz. Muhammed Mustafa ile onun risaletinin varisi, dini ve sünnetinin muhafızı olan mutahhar Ehl-i Beyti ile    dava arakadaşlarından seçkin Ashabının üzerine olsun. Allah’ın rahmeti ve bereketi ise tüm müslümanlarin ve bilhassa burada hazır bulunan muhterem bacılar ve değerli kardeşlerin üzerine olsun.
 Başta kendi nefsim olmak üzere hepinizi İlahi takvaya, Allah’ın emirlerine sarılmaya ve yasaklarından ise kaçınmaya davet ediyorum. Takva en iyi azık, cennetin anahtarı ve cehennem ateşine karşı ise koruyucu siperdir.
 
 Mutluluk konusunda hemen   şunu hatırlatmalıyız ki bu konu daima insanın iradesi ve seçimine   bırakılmıştır ancak telaş ve çaba ile mutluluk elde edilebilir. Aristotales, mutluluğun    faziletlerin mahsulü olduğunu, keyfilik ve tesadüfün neticesi olmadığını söylüyor.1 Akıl ve vahiy birlikte insanları saadete ( mutluluğa)  götürürler. İnsan ile hayvan arasındaki önemli farklardan  birisi de şudur ki, tekamulün her aşamasına ulaşmak insanın iradesine   ve seçimine terkedilmiştir. Yetenek ve kapasitesine munasip olarak insanoğlu istenilen maksada aşamalı ve ihtiyari olarak ulaşır. Kur’anı Kerim şöyle diyor:                  
 
‘’Hak Rabbinizdendir; artık dileyen iman etsin, dileyen küfre sapsın’’2    
 Aynı şekilde mutluluk konusunda şu gerçeği de göz ardı etmemek gerekir ki, Kur’an ve hadisler mutluluk ve saadetin yollarını göstermekteler. Ayrıca bu yolda varolan engeller konusunda da bizleri uyarmaktalar. Bu günkü konuşmamda bir parça da olsa Kur’an ve hadislerin bu bağlamdaki işaret ve   beyanlarına değineceğim.
 
 İman, mutluluk ve kurtuluşun en önemli faktörlerinden sayılmaktadır. İmam Ali(a.s) iman hususunda şöyle diyor: ‘’ İman sayesinde insan saadetin ( mutluluğun) zirvesine yükselir.’’ Saddete götüren bir diğer önemli faktör ise ameli salihtir. Gerçek iman ehli olan kimseler imanlarının ve dinlerinin gereklerini yerine getirirler. Bunun içindir ki Kur’an her ne vakit imandan   bahsediyorsa hemen oruç, namaz, Allah yolunda harcama. İffetli olma. Doğru sözlülük, haksızlık ve   zulümden kaçınmak ve benzer bir veya iki salih ve güzel amel ve davranışı da hatırlatıyor. Kuşkusuz iman ve  salih amel mutluluğun devamı ve sürekliliğinde önemli bir rol ifa etmekteler. İnsan Allaha itaat edip vecibelerini yerine getirip ona tevekkül ederek kurtuluşu ve Allah’ın kulluğunun gereklerini yerine getirmiş olur. Dikkatt edilmesi lazım dır ki bütün bu saydıklarımız ön hazırlıklar ve   saadete götüren yollardır.  Zühd. nefis muhasebesi ve nefis tezkiyesi, ruhi  terbiye ve Allah ile sürekli yalvarış ve yakarış mutluluk konusunda oldukça önemli olan hususlardır. Bunlara büyük bir önem atfetmek ve ciddiyetle   bu vadide adım atmak gerek. Mumin olan bir insan bu saydıklarımızın yanı sıra, seyru süluk yolunda   pusu kurmuş olan yol kesicilere de dikkat etmeli. Çünkü şeytan yardımcıları ve askerleriyle ademoğullarını   doğru yoldan sapıtmak için elinden gelen   hiç bir çabayi esirgemiyeceğine dair yemin etmiştir. Şeytan ve kötü nefis insanı dinsizliğe şirke. Nifaka ve her türlü   ahlaki ve   ameli rezalete   yönlendirmek için el ele vermiş bulunmaktalar ve bu yolda   bir an olsun faaliyetlerinden geri   kalmamaktalar. Mutluluğa götüren faktörlerin tam zıddı olan bazı   faktörler vardır ki onlar da mutluluğun yolu üzerinde durup insanı   bu yönde hareket etmekten alıkoymaktalar. Allah’a itaatsizlik, cehalet, dünya sevgisi, günah, gaflet inkarcılık ve imansızlık veya zayıf iman ve fasit     amellere meyil gibi hususlar, insanın yolunda   pusu kurmuş ve zarar ziayana sebebiyet   veren soyguncular misalidirler.
 Kısacası dini görüş, mutluluk kavramı konusunda çok kapsamlı ve kuşatıcı bir tanım sunmakta ve din dışı görüş ve düşüncelerin aksine konunun tüm insani boyutlarını da ele alıp incelemektedir. Allah insanların tüm istek ve ihtiyaçlarını bilmektedir. Çünkü her şeyin yaratıcısı O’dur. O insanlara vahiy vasıtasıyla tekamul ve saadet    yolunu öğretmiştir. İnsanlar dini öğretilere sarılarak hem dünyevi ve hem de uhrevi saadetlerini yakalayabilirler. Bunun için dinin mutluluk ile ilgili teorisi her zaman ve mekanda geçerli olabilecek yegane teoridir.
 
 Dini mutluluk teorisinde insan, Allah’ı anarak ve onun rızasını tahsil ederek iç huzuru yakalar. İnsanın farklı güç ve kuvvelerinin dengelenmesi, varlığın hakikatlerinin bilinmesi ve kalıcı lezzetlerin elde edilmesi ancak dini öğretilere uyulmasıyla mümkün olabilir. Dostluklar, çabalar, kazanımlar ve güvenceler gerçek anlamını dinde bulur. Dini teori insanı, beşeri mekteplerde sıkça rastlanan aşırılıklardan ve ihmallerden kurtarır. Dini öğretiler olmaksızın, insanların mutluluğu dış dünyalarında yaşamaları ve kendilerine layık  olan   makamı yakalamaları bir yana, mutluluğun sağlıklı ve doğru bir şekilde anlaşılması  bile mümkün olamaz. 
 
 Allah’ın   selamı ve rahmeti    üzerinize olsun
 
 
 
1-     Ahlak Nicomakhos 99-b
2-     Kehf 29
3-     Mizan-ul Hikma- Saadet bölümü